Aden Çevre
 
 
   

Bilgi Bankası

 
Formlar
Başvuru için bize ulaşınız
Çevresel Ölçümler
Yaptığımız çevre ölümleri için tıklayınız.
Referanslar
Hizmet verdiğimiz firmalar ve sektörler
Aden Çevre Sunum
Detaylı bilgi için tıklayınız.
 
TOZUN ZARARLARI, ÖLÇÜLMESİ VE MEVZUATTAKİ YERİ

Cisimlerin parçalanmaları, kırılmaları ve ezilmeleri sırasında o cismin özelliklerini taşıyan küçük parçacıklar oluşur. Bu parçacıklar toz diye adlandırılır; işyerlerinde oluşup, işyeri havasında yer alarak işçi sağlığı konusunda önemli bir sorun olan pnomokonyoz hastalığını meydana getirirler.
 
Pnömokonyoz (Akciğer Toz Hastalığı), Akciğerlerde tozun birikmesi sonucu ortaya çıkan doku reaksiyonu ile oluşan hastalıktır. Tozun cinsine göre yine aynı dil kökenli olarak hastalıkların sınıflandırılması da yapılmış, demir tozlarından sideroz, alimünyum tozlarından aliminoz, silis tozlarından silikoz, kömür tozlarından antrakoz gibi adlarla sınıflara ayrılmışlardır (Saltoğlu, S. 1970).
 
Pnömokonyoza sebep olan tozların solunum yoluyla alınabilinen, süzülmeden akciğerlere taşınan ve yine solunumla geriye verilemeyen 0,1–5 mikron boyutlarında olduğu bilinmektedir.

Tozun Zararları
 
Toz teşekkülü iri ve ince tozla meydana gelir. İri toz akciğere nüfuz edip birikemez. Ancak bu iri tozların tamamen zararsız olduğu anlamı çıkmaz. Teneffüs organlarına fazla yük bindirir ve tasfiye organlarını yorar.
 
İri tozun büyük miktarda fazlalaşması, burundaki zarların tamamen örtülmesine ve dolayısıyla ince tozun hiç tutulamadan akciğere nüfuz etmesine neden olur. İnce tozla dolu hava, kolayca akciğere akar. İri toz organizmaların tabii korunmasına mani olduğundan ince toz tutulamamakta ve tasfiye edilememektedir.
 
Pnömokonyoz
 
Pnömokonyozun meydana gelişinde küçük toz taneciklerinin anlamı büyüktür. Akciğer alveollerinde bu toz tanecikleri yabancı cisim olarak algılanmaktadır. Arzu edilmeyen bu yabancı cisimler fagosit denilen hücreler tarafından etkisiz hale getirilmektedir(KARACELEBİ, A.S. 1980).
 
Fagositlerin faaliyetleri vücudun doğal bir savunma mekanizmasıdır. Alveollere ne kadar fazla toz taneciği girerse, o kadar fazla fagositler meydana gelmektedir. Sadece akciğerde değil bütün vücutta fagosit sayısı artmaktadır.
 
Her ne kadar fagositler toz taneciklerini imha etseler de, tozlar biyolojik olarak aktif olduklarından canlı olan fagositleri tutmaktadır. Bunun için fagositler yabancı cisimleri lenf dokularına taşıyamamakta, bilakis toz tanecikleri akciğer dokusu arasında kalmaktadır. Fagositleri imha eden toz tanecikleri yavaş yavaş tehlikeli bir şekilde dokulara yerleşir. Fagositleşmiş kuvars tanecikleri akciğer dokusunda depolanmaktadır.
 
Silikozun inkişafı zaman ve şahsın tabi istidatları bir yana, tozun mineralojik bileşimine, tane dağılımına ve konsantrasyonuna bağlıdır. (İhsan ÖZTUNÇ, 2007)

05.11.2013 tarih ve 28812 sayılı  Resmi Gazete'de yayınlanan TOZLA MÜCADELE YÖNETMELİĞİ'ne göre; İşyeri ortam havasındaki toz miktarının gravimetrik esasa veya lifsi tozlarda lif sayısına göre belirlenmesi gerekmektedir. Toz ölçümünde, Real time ölçüm olarak da adlandırılan optik yansıma metodu (TS 2361, CEN-TR 16013-3 vb) yönetmelikçe ve İSGÜM'ün yayınladığı listede kabul görmemektedir.

Toz ölçümü, İSGÜM'ün yayınladığı listeye göre; HSE / MDHS 14/3 (Toplam toz ve solunabilir toz ölçümü), NIOSH NMAM 0500 (Toplam toz ölçümü), NIOSH NMAM 0600 (Solunabilir toz ölçümü), ASTM D 4532(Solunabilir toz ölçümü)  metotları kullanılarak gerçekleştirilir.
Toz ölçümleri ortam ve kişisel maruziyet şeklinde olabilir.  Ortam ölçümlerinde bizim yönetmeliğimize göre (Tozla Mücadele Yönetmeliği ) herhangi bir sınır değer bulunmamaktadır. Maruziyetlerle ilgili sınır değer aşağıda Ek-1 de verilmiştir.
Toz ölçümü,  uygun tane büyüklüğü seçen bir örnekleyicideki önceden ağırlığı belirli toz filtresinden , ölçülü miktarda hava çekildikten sonra filtre üzerinde toplanan tozun ağırlığından ve örneklenen hava miktarından kitle konsantrasyonunun belirlenmesi işlemidir (MDHS 14/3).
Tüm işyerlerinde solunabilir tozlar metreküp havada miligram olarak hesaplanır (MDHS 14/3).
Ölçümlerde, ilgili toz boyutunun (solunabilir veya toplam toz) gerektirdiği şekilde işlem yapabilecek uygun bir örnekleyici kullanılır (MDHS 14/3).

Kişisel maruziyete yönelik örneklemede örnekleyici onu takan kişinin nefes alma bölgesine takılır ve pompa (eğer örnekleyicinin dışında kalıyorsa) esnek bir boru ile ona bağlanır, kemere, kayış takımına takılır veya cebin içine konulur. Nefes alma bölgesi, çalışanın nefes aldığı yerdeki yüzünün etrafındaki alandır ve genel olarak ağızdan 30 cm.' yi geçmeyecek şekilde kabul edilir. Bundan dolayı kişisel örnekleme teçhizatları normalde üst göğüs kısmına, köprücük kemiğine yakın olarak takılır (MDHS 14/3).

Ortama yönelik  örnekleme yapıldığında, örnekleyici yaklaşık olarak baş hizasında, engellerden, temiz hava girişinden ve güçlü rüzgârlardan uzağa yerleştirilir. Örnekleme işlemi diğer durumlarda da kişisel örnekleme için olanla aynıdır (MDHS 14/3).

Tozla ilgili yönetmelikler ve ilgili kısımları aşağıda verilmiştir.

TOZLA MÜCADELE YÖNETMELİĞİ
 İnert toz: Solunumla akciğerlere ulaşmasına rağmen akciğerlerde yapısal ve/veya fonksiyonel bozukluk yapmayan tozları,
 Pnömokonyoz (Akciğer Toz Hastalığı): Akciğerlerde tozun birikmesi sonucu ortaya çıkan doku reaksiyonu ile oluşan hastalığı,
Solunabilir toz: Aerodinamik eşdeğer çapı 0,1–5,0 mikron büyüklüğünde kristal veya amorf yapıda toz ile çapı üç mikrondan küçük, uzunluğu çapının en az üç katı olan lifsi tozları,
Toz: Bu Yönetmeliğe göre işyeri ortam havasına yayılan veya yayılma potansiyeli olan parçacıkları,
Toz ölçümü: İşyeri ortam havasındaki toz miktarının gravimetrik esasa veya lifsi tozlarda lif sayısına göre belirlenmesini,
Zaman Ağırlıklı Ortalama Değer (ZAOD/TWA): Günlük 8 saatlik zaman dilimine göre ölçülen veya hesaplanan zaman ağırlıklı ortalama değeri,

İşverenin yükümlülükleri

MADDE 5 – (1) İşveren, her türlü tozun meydana geldiği işyerlerinde çalışanların toz maruziyetini önlemek ve çalışanların toz ile ilgili tehlikelerden korunması için gerekli tüm koruyucu ve önleyici tedbirleri almakla yükümlüdür.
(2) İşveren, ayrıca tozdan kaynaklanan maruziyetin önlenmesinde;
a) İkame yöntemi uygulanarak, toz oluşumuna neden olabilecek tehlikeli madde yerine çalışanların sağlık ve güvenliği yönünden tehlikesiz veya daha az tehlikeli olan maddelerin kullanılmasını,
b) Riski kaynağında önlemek üzere; uygun iş organizasyonunun yapılmasını ve toplu koruma yöntemlerinin uygulanmasını,
c) Toz çıkışını önlemek için uygun mühendislik yöntemlerinin kullanılmasını,
ç) İşyerlerinin çalışma şekline ve çalışanların yaptıkları işe göre, ihtiyaç duyulan yeterli temiz havanın bulunmasını,
d) Alınan önlemlerin yeterli olmadığı durumlarda çalışanlara tozun niteliğine uygun kişisel koruyucu donanımların verilmesini ve kullanılmasını,
e) Alınan önlemlerin etkinliğini ve sürekliliğini sağlamak üzere yeterli kontrol, denetim ve gözetim yapılmasını,
f) İşyerlerinde oluşan atıkların, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ilgili mevzuatına uygun olarak bertaraf edilmesini,
sağlar.

Toz ölçümleri

MADDE 8 – (1) İşveren, her türlü tozun meydana geldiği işyerlerinde 20/8/2013 tarihli ve 28741 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İş Hijyeni Ölçüm, Test ve Analizi Yapan Laboratuvarlar Hakkında Yönetmelik hükümleri saklı kalmak kaydıyla;
a) Risk değerlendirmesi sonucuna göre belirlenen periyodik aralıklarla toz ölçümlerinin yapılmasını,
b) İşyerinde çalışanların toz maruziyetinin bulunduğu koşullarda herhangi bir değişiklik olduğunda bu ölçümlerin tekrarlanmasını,
c) Ölçüm sonuçlarının, Ek-1’de belirtilen mesleki maruziyet sınır değerleri dikkate alınarak değerlendirilmesini,
ç) İşyerinde yapılacak denetimler için toz ölçümlerinin Genel Müdürlükçe ön yeterlik veya yeterlik belgesi verilen laboratuvarlarca yapılmasını sağlar.

Maruziyet sınır değerleri

MADDE 9 – (1) Tozlar için mesleki maruziyet sınır değerleri, Ek-1'de yer alan tabloda belirtilen değerlerin üstünde olamaz.
(2) Tozlu işyerlerinde toz oluşumunun önlenmesi, tozun çalışma ortamına yayılmadan kaynağında yok edilmesi veya tozun bastırılması gibi diğer yöntemler ile toz yoğunluğunun Ek-1'deki değerlerin altına düşürülmesi için çalışmalar yapılır. Bu çalışmalar sonucunda toz ölçümü yenilenir ve toz yoğunluğunun uyulması gereken değerde olduğu veya altına düştüğü tespit edildiğinde çalışma izni verilir.

ÖZELLİĞİ OLAN KAYAÇ VEYA MİNERALLER MARUZİYET EŞİK SINIR DEĞERLERİ (EK-1)


PNÖMOKONYOZ TANI ŞEMASI EK-2



*İşyeri ortamında toza maruziyet öyküsü incelenirken çalışanın; ayrıntılı meslek öyküsü alınmalıdır (En son yaptığı ve daha önce çalıştığı işler,  çalıştığı bölümler, kullandığı ve çalıştığı ortamdaki maddeler, iş dışı uğraşları, alışkanlıkları sorgulanmalıdır).
** PA akciğer grafisinin (en az 35x35cm) veya dijital akciğer radyografilerinin değerlendirilmesi, Yönetmelik kapsamında okuyucular tarafından yapılır.
***  Okuyucular tarafından pnömokonyoz olgusu ya da şüphesi biçiminde kabul edilen ve işverene bildirilen çalışanlar, meslek hastalıkları tanısı koymakla yetkili hastaneye sevk edilir.     

ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİ YÖNETMELİĞİ
Meslek hastalığı
MADDE 17 – (1) Hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı ve bu hastalıkların, işten fiilen ayrıldıktan en geç ne kadar zaman sonra meydana çıkması hâlinde sigortalının mesleğinden ileri geldiğinin kabul edileceği Meslek Hastalıkları Listesine (Ek-2) göre tespit ve tayin edilir.
(2) Herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuar bulgularıyla kesinleştiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin, işyeri incelenmesiyle kanıtlandığı hâllerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun kararı ile meslek hastalığı sayılabilir.
Meslek hastalıkları listesi
MADDE 18 – (1) Meslek hastalıkları, Meslek Hastalıkları Listesinde (Ek-2);
a) A Grubu: Kimyasal maddelerle olan meslek hastalıkları,
b) B Grubu: Meslekî cilt hastalıkları,
c) C Grubu: Pnömokonyozlar ve diğer meslekî solunum sistemi hastalıkları,
ç) D Grubu: Meslek bulaşıcı hastalıklar,
d) E Grubu: Fizik etkenlerle olan meslek hastalıkları,
olmak üzere beş grupta toplanmıştır.
Pnömokonyoz meslek hastalığı
MADDE 20 – (1) Pnömokonyozun meslek hastalığı sayılabilmesi için, sigortalının, havasında pnömokonyoz yapacak yoğunluk ve nitelikte toz bulunan yeraltı veya yerüstü işyerlerinde toplam olarak en az üç yıl çalışmış olması şarttır.
(2) Ancak, havasında yüksek yoğunlukta ve pnömokonyoz yapacak nitelikte toz bulunan yeraltı ve yerüstü işyerlerinde meydana gelmiş, klinik veya radyolojik bulgular ve laboratuar muayeneleriyle süratli seyrettiği ve ağırlığı saptanmış olgularda Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun kararı ile üç yıllık süre indirilebilir.
(3) Pnömokonyoz değerlendirmeleri, İLO standartları dikkate alınarak yapılır.

Kaynakça;
1- İhsan ÖZTUNÇ- SOLUNABİLİR TOZLA MÜCADELEDE TOZ TUTUCULAR VE TTK ‘DA UYGULAMA OLANAKLARI- ZONGULDAK KARAELMAS ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ MADEN MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ
2- MDHS 14/3
3- Tozla Mücadele Yönetmeliği
4- Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği
 

GÜRÜLTÜNÜN İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNE ETKİLERİ

Gürültü herkesi etkileyen bir sorundur. Yüksek gürültü seviyesi olan ortamlarda, uzun süre bulunan kişilerde, kalıcı işitme eşiği değişimleri olduğu bir çok araştırmacı tarafından saptanmıştır. Daha düşük seviyeler ya da kısa süreli etkilenmelerde, işitme duyusuna yönelik belirgin bir zararın saptanması çok kolay olmasa da, gürültünün insan sağlığı, davranış biçimi ve mutluluğu üzerindeki olumsuz etkileri belirlenebilmektedir.Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından 1996 yılında yayımlanan bir raporda aşağıdaki tabloda verilen tespitler elde edilmiştir.

Gürültünün fiziksel etkileri
Gürültünün işitme duyusunda oluşturduğu olumsuz etkilerdir. Geçici ve kalıcı olarak iki bölümde incelenebilir. Geçici etkilerin en çok karşılaşılanı geçici işitme esiği kayması ve duyma yorulması olarak bilinen işitme duyarlılığındaki geçici kayıptır. Etkilenmenin çok fazla olduğu ve işitme sisteminin eski özelliklerine kavuşmada tekrar gürültüden etkilendiği durumlarda işitme kaybı kalıcı olmaktadır.


Gürültünün fizyolojik etkileri
Bunlar insan vücudunda oluşan değişikliklerdir. Başlıca fizyolojik etkiler; kas gerilmeleri, stres, kan basıncında artış, kalp atışlarının ve kan dolaşımının değişmesi, göz bebeği büyümesi, solunum hızlanması, dolaşım bozuklukları ve ani reflekslerdir.


Gürültünün psikolojik etkileri
Gürültünün psikolojik etkilerinin basında ise; sinir bozukluğu, korku, rahatsızlık, tedirginlik, yorgunluk ve zihinsel etkilerde yavaşlama gelir. Ani olarak yükselen gürültü düzeyi insanlarda korku oluşturabilmektedir.


Gürültünün performans üzerine etkileri
Gürültünün is verimini azaltması ve işitilen seslerin anlaşılmaması gibi görülen etkileridir. Konuşmanın algılanabilmesi ve anlaşılabilmesi türünden fonksiyonların engellenmesi, büyük ölçüde arka plan gürültüsünün düzeyi ile ilgilidir. Gürültünün is verimliliği ve üretkenlik ile ilgili etkileri konusunda yapılan çalışmalar karmaşık islerin yapıldığı ortamın sessiz, basit islerin yapıldığı ortamların ise biraz gürültülü olması gerektirdiğini göster mistir. Özetle ortamda belli bir iş ya da fonksiyon için belirlenen arka plan gürültüsünün fazla olması durumunda is verimliliği düşmektedir.

(Referans: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı)

TERMAL KONFOR VE ÖNEMİ
Sıcaklık, nem ve hava akımı (Termal konfor) Çalışılan yerlerde iç hava kalitesinin insanların sağlığı ve verimi ile doğrudan ilişkisi nedeniyle günümüzde önemi artmaktadır. Bu bakımdan çalışanların günün en az sekiz saatini geçirdiği ofislerdeki termal konforun sağlanması son derece önemlidir. İç ortam sıcaklığı, ısıl konfor şartlarından en önemli parametredir. İç ortam sıcaklığı kış ve yaz durumuna göre insanların kendilerini rahat hissedecekleri bir düzeyde olmalıdır. Sıcaklık ne çok düşük ne de çok yüksek derecelerde olmalıdır. Yaz şartlarında iç hava sıcaklığı daha çok dış sıcaklığa göre seçilmesine rağmen, kış aylarında iç ortam tasarım sıcaklığı ortamın kullanım amacı ve tipine göre belirlenmektedir. Birçok insanın rahat olarak çalıştıkları ortam sıcaklığı 20-26 oC’dir.6 İç ortamdaki nem miktarı ısıl konforu belirleyen diğer faktördür. Normalin üzerindeki nemli ve sıcak hava, sıkıntı veren havadır. Düşük nemde ise burun, göz ve ağızda kuruluk olur ve vücut hızla su kaybettiğinden, sık sık su içme ihtiyacı hissedilir. İç ortam bağıl nem değerinin %30- 70 aralığında olması önerilmektedir. Esasen iç ortamın sıcaklık ve bağıl nem değerleri birlikte düşünülmesi gerekir. Bundan dolayı, sıcaklık ve bağıl neme göre konfor bölgeleri, yaz ve kış durumu için belirlenir.  Çin’de yapılan bir araştırmaya göre termal konforun sağlanması için ofis ısısının en az 26 oC olması gerektiği saptanmıştır. Başka bir çalışmada az enerjili serinletme sisteminin çalıştığı bir ortamda ofis içi sıcaklık değerinin ortalama 23 oC ve nem oranının %55 olması gerektiği belirlenmiştir. ABD ASHRAE standartlarına göre ideal şartlar için sıcaklığın 20-25,5 oC, nemin ise %30-60 arasında olması gerekmektedir. Vücut yüzey alanı ve üzerimize giydiğimiz kıyafetler de çalışma ortamında ısıl konfora etki eden faktörlerdendir. Ayrıca günlük yapılan aktiviteler de ısıl konforu etkilemektedir. Oturur durumda ve ayaktayken vücut ısısı değişmektedir. Örneğin vücut ısısı ayağa kalkma halinde 0,85 oC, odada sakince dolaşma durumunda ise 3,4 oC artmaktadır.
 Verimli ve sağlıklı bir işyeri ortamında ideal hava akımı 150 mm/sn civarında olmalıdır. Bu akım 510 mm/sn düzeyine çıktığında ortam “esintili”, 100 mm/sn düzeyine düştüğünde ise ortam “havasız” olarak nitelendirilir.

AYDINLATMA VE ÖNEMİ
İşyerlerinde güvenli bir çalışma ortamı sağlanmasında, görsel işlerin kolaylıkla yapılmasında ve uygun bir görüş alanı oluşturulmasında en önemli faktörlerden biri aydınlatmadır. Güvenli çalışma ortamının sağlanması en önemli önceliklerden biridir ve iş güvenliği koşullarının iyileştirilmesi işyerindeki tehlikelerin görünür kılınması ile sağlanacaktır. Aydınlatmanın görsel etkisinin yanında çalışanın kendini iyi hissetmesi, moralinin yüksek olması ve yorgunluk hissetmemesi gibi biyolojik ve psikolojik etkileri de bulunmaktadır. Dşyerlerinde aydınlatma iş verimini de çok büyük ölçüde etkilemektedir. Aydınlatma öncelikle, yapılan iş ve işlemlerde tüm detayın görülebilmesi için gereklidir. Dş sağlığı ve güvenliği açısından ise aydınlatmanın işin uygulanan kalite standartlarının gerektirdiği şekilde yapılmasını ve hata oranlarının azaltılmasını sağlamasının yanında iş kazalarının önlenmesinde de büyük bir etkisi bulunmaktadır.

Ofislerde ve işletmelerde aydınlatma ihtiyacı, yapılan işin gerekliliğin göre değişmektedir. İhtiyacımız olan aydınlatma iki yol ile sağlanır: Doğal ışık ve yapay ışık. Yeşil binaların arttığı ve enerji tasarrufunun çok önemli olduğu günümüzde doğal aydınlatmanın önemi büyüktür. Ofis mimarisi doğal ışıktan maksimum yararlanacak biçimde tasarlanmalıdır. Yapay aydınlatmaya göre daha fazla aydınlatma şiddetine sahip olmasından dolayı gün ışığının insanlar üzerinde birçok olumlu etkisi bulunmaktadır. Güneşli bir günde açık havada aydınlatma şiddeti 100.000 lüks, gölgede ise 10.000 lüks değerinde olabilmektedir. Yapay aydınlatma ile işyerlerinde genellikle 500 lüks civarı aydınlatma şiddetine ulaşılabilmektedir. İşyerlerinde sağlanan aydınlatmada ışığın gözü rahatsız etmeyen bir konfora sahip olması ve dengeli bir dağılımı gereklidir. Çalışılan plan veya projenin yanına masa lambası konulması gibi doğru noktalara ışık odaklaması uygulanmalıdır. Düşük kontrastlı ışık kullanarak çalışanların performansını düşürmemek gerekmektedir. Işığın yansımaları doğru kullanılmalı tavandan, duvardan, yerden veya masalardan ne kadar ışık yansıtılacağı iyi hesaplanmalıdır. İşyerlerinde aydınlatma için kullanılan ışık göz kamaştırmamalı, doğru renk ve ton seçilmeli, floresanda olduğu gibi kırpma olmamalıdır. Toplam aydınlatma hesabı yapılırken gün ışığı da dikkate alınmalıdır.

Aydınlatma tipleri doğrudan ve dolaylı olarak ikiye ayrılmaktadır. Doğrudan aydınlatma bir yüzeyin bir kaynaktan düz bir hat üzerinde gelen ışık ışınları ile aydınlatılmasıdır. Doğrudan aydınlatma lokal olarak yüksek lüminesans oluşturmakla birlikte ışığın geliş yönünde bulunan nesnelerin arkasında koyu gölgeler oluşturmaktadır. Çok yüksek lüminesans gözde kamaşma (glare) yaratır, rahatsızlık vericidir.

Doğrudan aydınlatma işyerlerinde özellikle kalite kontrol işleri gibi yüksek düzeyde görünürlük gerektiren işler için kullanılmaktadır.
 Dolaylı aydınlatma ışık akısının en az %90’nını tavana veya duvarlara dağıtan ve bu yüzeylerden geri yansıyan ışık ile aydınlatmadır. Enerji verimliliği açısından duvarların ve tavanın açık renklere boyanmış olması gerekmektedir. Dolaylı aydınlatmada dağınık ışık oluşmakta ve gölgeler oluşmamaktadır. Genelde yüksek aydınlatma şiddeti yaratarak  kamaşma riskini en aza indirir ancak ofislerdeki parlak duvar ve tavanlar ekranlar yüzeyinde yansımaya neden olarak “rölatif” kamaşma oluşturabilir.9 Çoklu çalışma ortamında, ofis çalışanları arası enerji alışverişinin amaçlandığı açık ofis sistemlerinde genel aydınlatmanın yanında kişisel aydınlatma da kullanılmalıdır. Genel aydınlatmada tercih edilecek sarkıtlar da kişisel çalışma bölümlerine direkt ışık verebilen uygun seçimler arasındadır. Masalara yakınlaştırma olanağı bulunan sarkıtlar, ek bir çalışma aydınlatması ihtiyacını ortadan kaldıracağından, daha ekonomik bir seçim olacaktır. Aydınlatmada ışığın yansıması da önemlidir. Renkler yansıma düzeyinin belirlenmesinde önemli rol oynar.

• Beyaz %75 ve daha fazlasını
 • Açık renkler %50-75 arası (azalan soğuk renkler)
• Orta renkler % 20-50 arası (parlak sıcak renkler)
• Koyu renkler %20 veya daha az miktarda ışığı yansıtırlar.
Tablo 2.4.’te çalışanların kullandığı bazı mekanların aydınlatma şiddeti gösterilmiştir.

Referans: İSGÜM

PERİYODİK KONTROLLER VE ÖNEMİ
Periyodik Kontrol Nedir? Neden Önemlidir?
"Periyodik Bakım" ve Periyodik Kontrol" İşletmelerde en çok karıştırılan iki temel unsurdur.
İşletmeler aynı araçlarında olduğu gibi, periyodik bakımlarını yaptırarak, ekipmanlarının  uzun süresi arızasız bir şekilde kullanabilirler. Yine araçlarında olduğu gibi, ekipmanlarının mevzuat gerekliliklerine uygun olduğunu tespit ettirmeleri gerekir.
İşletmedeki çalışma koşulları ve zamana bağlı olarak yukarıda sınıflandırılan  ekipmanlar zaman içerisinde bozulmaya ve deforme olmaya başlarlar. Ekipmanların ömrü azalır. Periyodik bakımlarla bu durum geciktirilebilir, ancak yalnızca yapılacak olan periyodik kontroller ile ekipmanların emniyetli bir şekilde çalışıp çalışmayacağı tespit edilebilir.

Periyodik kontroller esnasında kontrolü yapılan ekipmana ait tüm genel ve kritik noktalar incelenerek değerlendirilir,  kayıt altına alınır. Gerekli bölümlerin ölçümleri yapılır. Kontrolün son aşamasında cihaz ile birlikte deneyler gerçekleştirilir, deney sonrasında alınan gözlem ve ölçüm değerleri ile deney öncesi yapılan ölçümler karşılaştırılır. 

Bu veriler karşılaştırılırken yürürlükte olan kanun, yönetmelik ve standartlara dayalı yorum ve sonuçlarda bulunulur. Ekipmanın çalışma durumu ayrıntılarıyla beraber raporlanarak ilgili firmaya teslim edilir.

Periyodik Kontroller Neden Yaptırılmalıdır?
-İş kazalarının önüne geçmek
-Makine ve cihazların güvenli olarak kullanılmasını sağlamak
-Verimli çalışma koşullarını düzenlemek 
-Makinelerin ömrünün uzamasına katkıda bulunmak
-İnsan-makine ilişkisine katkıda bulunmak
-Çevre kirlenmesinin önüne geçebilmek
-Üretimin verimliliğine katkıda bulunmak

Unutulmamalıdır ki, yapılan sürekli bakım ve periyodik kontroller sayesinde olası iş kazaları önlenerek, iş güvenliği, işletme güvenliği sağlanmış olunur. Bu da sağlıklı iş yaşamı, huzurlu çalışma ortamı  ve verimli bir üretim demektir…
Periyodik Kontroller Nasıl Yaptırılabilir?
ADEN internet sitesi vasıtasıyla, fax ile veya telefon ile bize ulaşabilir ve teklif talep edebilirsiniz.
Periyodik kontrolü yapılacak olan ekipmanlara göre hazırlanan fiyat teklifi ve kontrol sözleşmesinin firma tarafından onaylanması halinde firma ile karşılıklı belirlenecek  bir zaman diliminde kontrol mühendislerince periyodik kontrollerin yapılması sağlanır.


 
Sıkça Sorulan Sorular
Risk analizi nasıl yapılır?
İş güvenliği uzmanı nasıl olunur?
Kimler iş güvenliği uzmanı olabilir?
tümünü göster>>
 
Bizden Haberler
İş Güvenliği Eğitimleri Başladı
Basında İş Güvenliği Eğitimleri Başladı
İş Güvenliği Eğitimleri Başladı
tümünü göster>>
 
Bize Ulaşın
Adres : Orhan Mah. Devran Cad. No:21/A
İZMİT / KOCAELİ
Telefon : 0 (262) 226 36 67
0 (544) 226 36 67
E-mail : info@adencevre.com.tr
 
Takip Edin
Anasayfa İletişim